Paralel evrenler, alternatif boyutlar, ütopyalar, zamanda yolculuk…

Kategori: Makaleler / Sinema / Teknoloji - 2.511 kez okunduYorum Yazın
Paralel evrenler, alternatif boyutlar, ütopyalar, zamanda yolculuk…

Yapacak onca işim varken hiç bir şey yapmak istemediğim bir günde “ulan acaba Matrix teki gibi bir dış güç tarafından kontrol ediliyor olabilir miyiz?” diye kendime sorarken kendimi internette tanımadığım biriyle sohbet ederken buldum. Kimsenin bilmediği bir hesabımla katıldığım bu tartışmadan inanılmaz keyif aldığımı söylemekte fayda görüyorum. Tabi bi şekilde bir daha karşılaşmayacağım tartışma arkadaşım bu yazıyı okursa beni bulmuş olacaktır ki bundada bir sakınca görmüyorum ^^

Önce zamanda yolculuk dedik. Bir kaset ten örnek verdi.

-Kasedi geçmişe sarabilmek için geçmişin bir yerlerde kayıt altında tutulması gerek. Ancak henüz kaydı yapılmamış bir band olarak düşünürsek geleceğe gitmekte imkansız olurdu. Hiç yazılmamış bir şarkıyı nasıl dinleyebilirdik ki?

Tıkandım tabiiki. Mantıklıydı çünkü. Şarkı içerisinde farklı bir kelime kullanılsaydı acaba şarkı bize aynı duyguyu verir miydi? Yani gitmek istediğimiz gelecek yazarın kaleminin ucuna bağlıysa geleceğe gittiğimizden nasıl emin olabilirdik? Ya yazar asla o şarkıyı yazmassa?

Sonra Steins;Gate i anlattım. Zamanı düz bir çizgi olarak düşünmesi gerektiğini, verilen her bir kararın aynı çizgiden uzanan ağacın dalları gibi farklı zaman çizgilerine bizi yönlendirdiğini. Yani yaptığımız seçimler zamanda içine girmeye çalıştığımız zaman çizgisinin kapılarıydı sadece. Şarkıyı yazarsan arabeskin ve intiharın ön planda olduğu bir geleceğe yazmassan bir diğer zaman çizgisi olan eğlenceli şarkıların ön planda olduğu geleceğe gidersin. Birde şarkıyı yazıp halka duyurup duyurmama kararı var tabii. Sonsuz olasılıklardan bahsediyorum. Her olasılık farklı bir zaman çizgisinin kapısını oluşturuyordu. Geleceğe gitmek bu şartlar altında benim gözümde imkansızdı. Ancak geçmişin kaydının evrende bir yerlerde tutulduğunu düşünebilirsek geçmişe gitmek anlam kazanabilirdi. kasedi geriye sarmanın bir yolu belki onlarca yıl sonra buluna bilirdi.

Zamanın akış hızını atlıyorsun dedi. 1 yıllığına zamanı daha yavaş akan bir yere gitme şansın olsaydı döndüğünde geleceğe gelmiş olurdun. Hatırlayamadığım bilimsel bi şeylerden örnek verdi. Bilmediğim şeylerle ikna olamazdım. Tabii Yıldızlararası – Interstellar filmini izlememiş olsaydım. (Kesinlikle izlemenizi tavsiye edebileceğim inanılmaz bir eser, Christopher Nolan’ın, Jonathan Nolan ile kaleme aldığı ve yönetmenliğini sırtladığı filmin yıldız oyunculardan oluşan oyuncu kadrosunda Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain, Matt Damon, Bill Irwin, John Lithgow ve Michael Caine gibi isimler yer alıyor.) Aynı bahsettiği şekilde uzayın farklı noktalarında farklı hızlarla akan zaman nedeniyle yaşanan karmaşıklıklar, duygusallıklar..  Zaman mevzusuyla kafamızı iyice karıştırdık.

Her neyse öylesine başladığım bu yazıda nereye varacağım konusunda hiç bir fikrim yok. Sobetten devam edeyim. Film evrenleri, bilgisayar oyunları, olma şansı olan yada olması imkansız yönetim sistemleri.. Zombiler vampirler.. Nelerden devam etsem acaba..

-“Dünyayı bir zombi salgınıyla mücadele ederken sürekli izliyoruz. Peki başımıza gelseydi nasıl tepki verirdik? İzlediğimiz şeyler bunları normalleştirmemize yardımcı olur muydu yoksa salgının ilk anında dünyada boş boş yürüyen birer zombi mi olurduk?” dedi.

Gerçektende zorlu koşullar için sahip olduğum herhangi bir yetenek var mıydı? İzlemekten keyif aldığımız süper kahramanlar böyle zamanlarda bana faydalı olurmuydu? Bütün dünya yok olmuşken hayatta kalmayı umursarmıydım yoksa pes mi ederdim.

-“Peki bi anda evinden alınıp hayatın üzerine yarışacağın bir platforma yerleştirilseydin?”

Açlık Oyunlarından bahsediyordu. Evet ordada hiç bir şansım yoktu. Muhhabbet uzadıkça fantastik evrenlerde ne kadar çaresiz olabileceğim fikri beni içinde bulunduğum gerçeklikle mutlu olmaya itiyor gibi hissediyordum. Gandalf gelip bana bi yüzük emanet etse bir hobit kadar yeteneğim olmazdı. Kılıç, ok, mızrak veya kalkan.. Bende onlardan da yok. Herhangi bir dövüş sanatına şu an yeteneğim yok. Her hangi bir hikayenin baş kahramanı olamayacağımı anlamıştım. Asla filmlerdeki gibi insanları kurtaramayacak, süper hızlarla koşamayacak, uçamayacak yada dövüşemeyecektim.

Muhabbetin tıkandığı bu noktalarda bana Kick Ass ı hatırlarttı. Güldüm. Fantastik şeylere kendini fazla kaptırıp süper kahramanlığının ilk gününde bıçaklanan eleman gibi olmamalıydık. Hikayeler yerinde güzeldi. Ancak fantastik öğeler içerisinden bilimi çekip çıkarmalı ve hayatımızın bir köşesine yerleştirmeliydik. Hayal gücümüzü hep dinç tutmalı ve bunu gerçek hayatta kullanılabilir hale getirmeliyiz. Şu an kullandığımız bir çok teknoloji geçmişin birer fantastik öğesiydi sonuçta (:

Yazıyı çok dağıttım. Keşke muhabbet ederken notlar alsaydım. Her neyse bu yazıyı olduğu gibi yayınlayıp tekrar okumayacağım. Hatalarda olduğu gibi kalsın konuda olduğu gibi dağılsın. Zaten bu uzunlukta bir yazıyı sonuna kadar kim okur ki ^^


durukan

Anime, Manga, Sinema, Bilgisayar oyunları falan filan çok çok şeylerle uğraşıp eğlenecek bir ortam yaratma hevesiyle burayı kuran ekibin bir parçası olan, çok genç yaşlarda internetle tanışmış, bir çok sosyal platformda aktif üye olmaktan sıkılmış, artık sadece burayla uğraşacak olan kişiyim..
Bu Yazıyı Paylaş! Google+! Pinterest!
Loading Disqus Comments ...
Loading Facebook Comments ...

Paralel evrenler, alternatif boyutlar, ütopyalar, zamanda yolculuk… (1 Yorum)

Yorum Yaz

  1. vkopuzoglu dedi ki:

    Güzel ve keyifli bir sohbet olmuş belli.O Kick Ass cidden güzeldir.Hoş çizgiromanı daha iyi olsa da film uyarlaması da kötü olmasa da çizgi romanda ki o havayı derinlemesine yaşatmıyor. Ne gariptir ki benimde aklıma bu tarz bir felaket olsa naparım diye düşünür hatta arkadaşlarla konuşurum.
    Harika bir yazı olmuş kanka eline sağlık. Zaten bu tarz yazılar hiç beklemediğin bir anda geliverir aklına. Sense sadece yazmaya odaklanırsın başka hiçbir şeyi düşünmezsin. Evet başta hataların olmuşsa nolmuş herkes doğuştan yazar değil ya boşver sen takma kafana onları. Ne kadar çok yazarsan o kadar çok yazında gelişir güzelleşir merak etme. Hem beraber çıktığımız şu yolda emin ol başlangıçtan bu yana çok yol katettin maşşallah. İlhamının bol olması dileğiyle…

YORUM YAZIN

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.