Bu şaheseri bilmeyen yoktur sanırım. Çocukluğumuzun yegâne eğlencelerinden biri  olarak görülen atarilerin vazgeçilmez oyunu olmuştur Gol 3. Başka hangi oyunda topla muz, balık, kalem vb. şutlar atabiliyoruz ki.

 

Künye

Orijinal Adı: Kunio Kun no Nekketsu Soccer League

Tür: Spor

 

Valla bu kadar güzel buram buram retro kokan bu oyunu açıkçası nerden anlatmaya başlasam diye düşünüyorum doğrusu.

Oyun ilk açılışta baş karakter diyebileceğimiz Japon takımının kaptanı Kunio-Kun ile başlıyor. Masmavi bir ekran ve ortada sadece futbol topu ve karakterimiz koştura koştura geliyor. Açıkçası burası resmen oyunu öğrenme ya da stres atma havasında geçiyor diyebilirim. Hatta bu ekran insana o kadar eğlenceli geliyor ki bazen oyuna girmek yerine hatrı sayılır zaman sizi oyalamayı beceriyor. Sonra kendinizi belli bir müddet koştura koştura duvara yıldız vuruşu denemeleri yaparken buluyorsunuz.

 

 

Şimdi gelelim takımlara.  Japonya, G.Kore, Meksika, Almanya, İtalya vb. birçok takım yer alıyor. Yalnız bu normal futbol takımından ziyade resmen geçen senelerde gösterilmiş olan Shaolin Futbolundaki takımlara benzemektedir.  Filmin esin kaynağı büyük ölçüde bu oyun olmuş dahi olabilir. İşte bu acayip takımlardan oluşan oyunumuzda hangi takımı seçerseniz, kazandığınızda skor tabelasında o takıma ve ülkesine özel sevinç gösterileri yer alıyor.

 

 

Mesela İtalya’yı seçtiğinizde ve maçın sonucu sizin lehinize bittiğinde,  takım kaptanı mafya babası kılığında ve başka futbolcuyu taramalıyla peşinde koşturarak sevinç gösterisini sunuyor bizlere.

Özellikle hangi takımı alırsanız alın gol attığınızdaki o sevinme sahnelerinin çeşitliliği  ve bu türlü türlü sevinme kombolarını yapmak acayip zevk veriyor insana.

 

 

Bunca sene birbirinin sadece daha çok cilalanmış sürümlerinin çıktığı zamanda böyle zengin içerikli bir oyun bulamazsınız. Neden mi peki size soruyorum öyleyse, hangi oyunda hava muhalefetinden dolayı tam gol atacakken fırtınaya kapılıp da havalara uçup  o fırsatı kaybedersiniz ki?

 

 

 

 

 

 

 

Kupa finalinin son dakikalarındasınız ve durum 1 – 1 bir baktınız sol kanatta boşa kaçmış bir arkadaşınız var ve üstünüze ızbandut gibi bir rakip geliyor tam zamanında pasınızı çıkardınız ama o da ne? Top iki adımdan öteye gidemedi ve çamura saplandı. Üstüne üstlük topu da kaybettiğiniz gibi, kaçan kupayı kaybettiğinize mi yanarsınız yoksa üstüne bir güzel dayak yediğinize mi yanarsınız orası sizin seçiminiz.

Ya da yine gole giderken tam şut çekeceğiniz sırada tepenize yıldırım düşmesi sonucu cozurdayabiliyor veya bu yıldırımı avantaj olarak kullanıp yıldırım yüklenmiş topa sıradan bir şut ile kaleye yolladığınızda değdiği herkesi cozurdatıp rahatça gol atabilme şansınız da olabiliyor.

 

 

Genel olarak bu tip olaylara çok sık bir şekilde rastlayabildiğiniz hava muhalefetlerinin oyuna tadından yenmez bir zevk ve eğlence katması sizi oldukça memnun etmeye yetiyor.

 

 

 

Oyunun başka bir özelliği olan çok hafif rol yapma kısmından da bahsedelim. Özellikle kupa maçlarına çıkarken her oyuncuya birebir morallerini yükseltebildiğimiz çeşit türlü aksiyonlar mevcut. Bunların sayesinde futbolcumuzun morali ile aynı orantıda gücüde artmış bulunuyor ve bunu da karakterlerin somurtup, kocaman sırıtmaları sayesinde anlayabiliyoruz.

 

 

 

 

Goal 3`te herhangi belli bir futbol kuralı uygulanmasa da korner ve penaltı gibi bazı kurallar yerini koruyor. Ama bunlar tabi ki sadece isim olarak aynı kurallar.  Özellikle penaltılar çok dehşet güzellikte hazırlanmış. Belli süre içinde penaltıyı kullanmakta gecikirseniz eğer, kaleci sizin daha neyin ne olduğunu anlamanıza fırsat vermeden ağız burun dalıp  topu sizden kapabilir,  ya da çeşit türlü hinlikle kaleciyi şaklabana çevirip  golünüzü çakabiliyorsunuz. Şahsen penaltının duran topa çekildiğini de hiç görmedim.

 

 

 

 

Evet genel hatlarıyla bu efsane oyunumuzu anlatmaya çalıştım. Umarım o eski günleri yâd etmenizi biraz da olsa sağlayabilmişimdir. Hala bu oyunu denemeyen var mıdır bilemem ama hayatınızda küçük bir an bile olsa tanışma fırsatınız olamadıysa çok şey kaçırmışsınız demektir. Bence fırsatını bulduğunuz bir gün kendinize bu efsane ile bir güzellik yapın derim.

 

 

 

vkopuzoglu
info@klavyeizi.com